Mnela'nın Denizi

Yaradanına sevdalı yürekler...

Dareyn Dergisi 31. Sayı Yayında!
 
 
Allah'ın kahretmediğini görüp şaşırma!
Mühlet verdiğini düşün ve ürper!
 
 

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Ramazancı değiliz!

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Ramazancı değiliz! Bir Salı Eyl. 02, 2008 12:14 pm

Elam

avatar
Yönetici

Yönetici
Git gide yaygınlaşan ‘dini ramazana, takvayı kadir gecesine sıkıştırma’ anlayışına karşı, ‘hayatı ramazanlaştırma’ teklifi…

Ramazanda hapis değildik!

İrademizle Rabbimizin davetine icabet ettik.
İrademizle uykumuzu bölüp kalktık, aç kaldık.
Malımızı bölüp fakire pay verdik. Soframıza ortaklar getirdik.
Mescitlere koştuk.
Tabi tutulduğumuz sabır imtihanını kazanmak için gayret ettik.
Kazanacağımızdan umutlu olduk…
Zorla değildi.


Bir ay süren ramazandan sonra hem bedenimizin hem irademizin mükemmel bir kulluk için uygun olduğu görülmüş oldu. Mazeretlerimizi kendi elimizle imha ettik. Bir ay yapabildiğimizi en az bir ay daha sürdüremeyişimizin elle tutulabilir bir engeli yoktur. Ramazanın ayını bitirebiliriz ama aşkını ve heyecanını bitirmemeliyiz.

Kulluğun mevsimi olmaz!

Ramazan ve şubat ayının yaratıcısı aynıdır. Ramazanda cehennemden korktuysak o cehennem şubatta da kaynamaktadır. Ramazanda cenneti özlediysek martta da cennet özlemi devam etmelidir. Ramazanda takvamız öne çıktıysa diğer aylarda da takvaya muhatabız. Belki de diğer zamanlarda takvamız bize yetsin diye ramazan eğitimi gördük. İmtihan bir mevsim için değil, bir ömür içindir.
Nimetler bir mevsim değil yaşam boyu bize ulaşıyor. Şükrümüz ve amelimiz kesintisiz ve istikrarlı olmalıdır. Amellerin mevsimlik olanı değil devamlı olanı hayırlıdır.

Neden ramazan gündüzü gibi bir gündüzü yıl boyu yaşamayalım?

Neden en azından kimi gecelerimiz ramazan geceleri gibi olmasın?

Neden Kur’an’a alakamız ramazandaki gibi sürüp gitmesin?

Neden ramazandaki dua ve zikir samimiyetimiz devam etmesin?

Neden ramazandaki gibi bir sadaka geleneği oluşturmayalım?

Ramazan bitti; ama Rabbimizin murakabesi bitmedi ki! O görüp gözetiyor. Amelimizi bizim için yazıyor.

İbadet bayrama kadar değil mezara kadardır

Ölüm gelinceye kadar ibadet etmek zorundayız. İmanla ölmek, ibadetlerle o imanı canlı tutmaya bağlı olduğuna göre, ölüm gelinceye kadar ibadete mecburuz. Bayramdan bayrama namaz kılanı küçümsediği halde kendisi ramazandan ramazana takvalaşan, sonra da hayatın akışına uyup giden bir insanı nasıl tarif edebiliriz?
Ramazandan sonra ibadet heyecanımızın sürmesi ramazanda yaptıklarımızın kabul gördüğüne delildir.

Sadece ibadet değil, insani ilişkilerimiz de önemlidir

Ramazanda sadaka veren, ramazandan sonra kul hakkı yememelidir. Ramazanda iftar ettirip yemek yediren, şevval ayında ölçüleri çiğnememelidir. Midemiz eğitildiği gibi dilimiz de Allah’ın haramlarına karşı eğitilmiş olmalıdır.
Müslümanların ihtiyaç duyduğu insani hizmetlere diğer zamanlarda da fiilen iştirak etmeliyiz. Bir görev almak için depremi veya bir afeti beklemek meziyet değildir.

Bayram, oruçtan kurtulduğumuza değil mağfirete erdiğimizedir

Mağfirete ermişken tekrar eskiye dönmemiz, ramazanda elleri kelepçeli İblis’i sevindirir. Bu nedenle:
Kullukta muvaffak olabilmemiz için Allah’tan yardımını dileyelim. Ayağımızı kaydırmaması için yalvaralım.

Ramazancılarla değil, salih kullarla bir arada olmaya çalışalım. Ramazandaki şevkimizi kırabilecek yer ve kişilerden uzak duralım. Ümmetin geçmiş büyüklerinin örnek hayatlarını öğrenelim, değerlendirelim.

Bilhassa farz ibadetlerde küçük bir gedik bile açılmamasına özen gösterelim. Az da olsa, sürekli olan nafile ameller yapalım. Sürekli olan amel Allah’a daha sevimlidir.

Kitabımız Kur’an’a olan alakamız artan bir hızla devam etmelidir. Her ramazandan sonra düz okuyuşumuzu, ezber miktarımızı artırarak devam ettirmeliyiz.

Zikir virdimizi aksatmadan sürdürmeliyiz.

Günahlarımızın yolumuzu tıkayan engeller olmaması için sık sık samimi tövbe etmeliyiz.

Korku ile umut arasında gidip geliyoruz

Bu ümmetin geçmiş büyükleri bir ibadeti yapmak kadar o ibadetin kabul edilmesine karşı hassas olurlardı. Büyük bir korku ile ama coşkulu bir umutla Rabbimizin kapısında beklemeliyiz. Her halükarda tek kapımız O’nun kapısıdır. Bir yandan bizim eksikliğimizin altında ezilirken öte yandan da Rabbimizin rahmetine, o rahmetin genişliğine göz dikeceğiz.
Mubahlarda aşırılık afetine karşı uyanık olalım; çok yeme, çok uyku ve çok söz bir afettir.

Nureddin YILDIZ


______________________________________________



Kullanıcı profilini gör http://mnelam.blogcu.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz