Mnela'nın Denizi

Yaradanına sevdalı yürekler...

Dareyn Dergisi 31. Sayı Yayında!
 
 
Allah'ın kahretmediğini görüp şaşırma!
Mühlet verdiğini düşün ve ürper!
 
 

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Ali Şeriati

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Ali Şeriati Bir C.tesi Mart 06, 2010 7:18 am

“Benim hamurumu felsefe, hikmet ve irfanla yoğurmuşlar. Hikmet, bende sonradan kazanılmış veya hafızada birikmiş bir ilim değildir. Bilakis özümdedir. O benim sıfatımdır. Ağırlık, iç güdüler ve vücut ısısı gibi sıfat ve niteliklere sahip olduğum gibi, hikmete ve felsefeye sahip bir varlığım da ben. Felsefe, binamın harcında, ruhumun özünde, derinliklerindedir. Hatta dostlarımdan birinin şakayla dediği gibi; kıyafetim, bedenim, davranışlarım, sözlerim ve sessizliğimde…”

23 Kasım 1933‘te Horasan eyaletine bağlı Sebzivar‘ın Mezihan köyünde dünyaya gelir. Babası büyük alimlerden Muhammed Taki Şeriati’dir. İlk tahsilini babasından alır. Onun inancına göre Onun üstün yeteneği ecdadından aldığı genler sayesindedir. Meşhed‘de bulunan diğer alimlerden gerekli diğer dersleri alır. Erken bir yaşta Arapça ’yı öğrenir. Erken yaşlardan itibaren yazı yazmaya, çeviri yapmaya başlar. Lise tahsilinden sonra Meşhed Üniversitesine bağlı edebiyat fakültesine gider. Öğrenciliği sırasında değişik dergi ve gazetelerde yazıları yayımlanır.


Ali Şeriati daha erken yaşlarda İslami hareketin içine girer. Erken yaşlarda Ulusal Direniş Cephesine katılır. Bu harekete karşı devlet temkinlidir ve Ali Şeriati ve babasının da bulunduğu bir çok kişi tutuklanır. Şeriati sekiz ay hapiste kalır.

Edebiyat fakültesindeyken Sorbon Üniversitesinden burs alır. Ve Fransa ‘ya gidip dinler tarihi ve sosyoloji üzerine ders alır. Fransa’dayken Cezayir kurtuluş hareketinde aktif olarak görev alır. Bu hareketlerinden dolayı Fransa‘da saldırıya uğrar ve birkaç ay hastahanede yatar. Şeriati dinler tarihi ve sosyoloji alnında ki doktorasını tamamladıktan sonra İran‘a dönerken Türkiye sınırında yakalanır. Birkaç hapis yattıktan sonra serbest bırakılır.

Şeriati‘nin Türkiye ve İran‘da gördüğü bu uygulamalar Onun içini hayli acıtmıştır; çünkü Ona göre Türkiye ve İran İslam'ın yüzyıldaki merkezleridir ama modernist dünya bu iki güzide ülkeyi modernist dünyaya çekmiş ve kendi dinleri olan İslam'a düşman etmiştir. Ali Şeriati İran‘a döner dönmez çalışmalarına başlar. Özellikle aydın ve genç tabakaya hitap eder. Aydınların bilinçlenmesi gerektiğini, gençlerin yetişmesi gerektiğini söyler Hüseyn-i İrşad‘a katıldıktan sonra bu söylemleri daha da artar.

Artık Onunla birlikte bir İslami düşünce çığırı başlar. Söylemleri aydın kesim ve gençler arsında büyük yankılar uyandırır. Hüseyn-i İrşad bir süre sonra kapatılır ve Savak, Şeriati için tutuklama emri çıkarır. Şeriati‘yi bulamayan Savak babasını tutkular. Şeriati babasını tutuklanmasından bir ay sonra teslim olur. 1976 yılına kadar küçük bir hücrede tek başına kalır. Bu yılda Cezayir eski dış işleri bakanı Abdülaziz Buteflig’in girişimleri sonucu serbest bırakılır.

Ali Şeraiti düşünce olarak bir çığır açmıştır. O klasik İslami düşünürler gibi davranmamış Öz’e Dönüş çağrısında bulunmuştur ama bu öz geleneksel dini öz değildir. İçinde Muhammed’i (sav) diriliş ve ruhun, Ali ve Eb-u Zer‘in devrimci ruhunun bulunduğu yenilikçi bir Öz’e dönüştür. Bu görüşlerinden dolayı Türkiye’de Şii, İran’da Sünni olarak eleştirilere maruz kalmıştır. Ancak Şeriati’in devrimci ruhu ve samimiyeti Ona yapılan eleştirilerin önüne geçmiş ve düşüncelerini çığ gibi büyütmüştür. Özellikle İran devriminin en önemli unsuru olan gençler Onun söylemleriyle kendi yürek devrimlerini gerçekleştirmişler ve daha sonra toplumsal devrimlilerini gerçekleştirmişlerdir.

Kullanıcı profilini gör

2 Geri: Ali Şeriati Bir C.tesi Mart 06, 2010 7:19 am

Ali Şeriati mollayı gizlendiği izbe mekandan çıkarmaya çok uğraşmıştır. Aynı zamanda entelektüel kesimi fil dişi kulelerden indirmek için de çok uğraşmıştır ve sonuç olarak halk ile iç içe dinden uzak olmayan, din ile pozitif ilimleri birleştiren bir Aydın tipini oluşturmuştur.

Şeriati ‘nin devrimci ruhunu daha da iyi anlamak için bir gün bir dostumla Şeriati hakkında sohbet ederken dostumun anlattığı bir anektodu sizlerle paylaşacağım:

Şeriati hapisten çıkınca Fransa‘ya gider ve orada kendisini misafir eden aile evlerinin en güzel odasını Ali Şeriati için hazırlar ancak Ali Şeriati bu odayı kabul etmez evin kilerinde yatmak istediğini söyler. Bunun nedeni de şöyle anlatır: Ben hapisteyken hücrem çok küçüktü, başımı bile zor kaldırıyordum şimdi burada kalamam çünkü halkım hala o hücrelerde kalıyor… Birkaç gün geçtikten sonra ev halkı Onun doğru dürüst yemek yemediğini ve perdesini hiç açmadığını görür bunun üzerine Şeriati’ye bunun nedenini sorarlar O da şöyle der: Halkım hücrelerde doğru dürüst yemek yiyemezken ben burada nasıl yemek yiyebilirim. Onlar gibi hissetmediğim sürece onlara nasıl faydalı olabilirim. Hem ben hapisteyken hücreme ancak bir parmak aralığında güneş giriyordu; şimdi bu güneş bana fazla olur.

İşte Ali Şeriati‘ni bu kadar saygın yapan ve görüşlerini halka bu kadar benimseten bu devrimci ruhtur. O bir dinler tarihi uzmanı olabilir, bir sosyolog da, hatta son yüz yılın gördüğü en büyük felsefecide olabilir ama Onu Ali Şeriati yapan Onun bu asıl ruhudur. Onun ölümü dahi halkta büyük bir yankı bulmuş ve devrimin habercisi olmuştur.

Ali Şeriati İran‘da hapisten çıktıktan sonra çalışmalarına devam etmiştir. Ancak Savak militanların takipleri nedeniyle sık sık ev değiştirmiş. Akşamdan başlayıp sabahın erken saatlerine kadar konuşmalar yapmıştır. Zaten birkaçı istisna olmak üzere Şeriati‘nin kitapları bu konuşmalarının yazıya geçirilmiş halidir.

Bu gizlilik Ali Şeriati’nin sinesine dokunmuştur, çünkü O hareketli bir yapıya ve söyleyişe sahiptir, bu takip O nun bu özelliklerinden uzaklaşmasına neden olmuştur. 1977 de Ali Mezinani adına düzenlenmiş bir pasaportla İran‘dan ayrılmıştır. İlk önce Belçika‘ya oradan Fransa‘ya oradan da İngiltere‘ye gider. Ancak Savak militanları İngiliz gizli serviyle anlaşarak kaldığı otel odasında Dr. Ali Şeriati’ni Şehid eder. Ancak Onun tertemiz kanı bir milletin kıyamıyla tekrar hayat bulacaktır. 27 Haziran 1977’de Şam’daki Hz. Zeynep türbesin yanında toprağa verilir.

Şehid Ali Şeriati ’ni Rahmetle anıyoruz.

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz