Mnela'nın Denizi

Yaradanına sevdalı yürekler...

Dareyn Dergisi 31. Sayı Yayında!
 
 
Allah'ın kahretmediğini görüp şaşırma!
Mühlet verdiğini düşün ve ürper!
 
 

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Kur'an'da Ve Toplumda Kadın

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Kur'an'da Ve Toplumda Kadın Bir Cuma Kas. 13, 2009 4:56 pm

Elifce

avatar
Üye
Üye
Yüce Allah’ın Kuran’da erkek ve kadın için tavsiye ettiği üstün ahlak özellikleri aynıdır. Müminlerin yaşamları Allah sevgisi ve korkusu üzerine kurulmuştur ve öncelikli hedefleri Rabbimiz’in hoşnutluğunu kazanmaktır:



"Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz." (Nahl Suresi, 97)



Mümin kadın ‘boş’ işlerle zamanını geçirmez, her işinde gerçek amacı, "Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır." (Al-i İmran Suresi, 114) ayeti gereğince Allah’ın hoşnutluğudur.



Kuran’a tabi olan mümin kadın eşini ve arkadaşlarını da Kuran ahlakını yaşayan insanlardan seçer. Allah’ı seven ve O’nun sınırlarını koruyan kimselerle birlikte olur. Dünyevi hiçbir şey, onun için Allah’ın rızasını kazanmaktan daha önemli değildir:



De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 24)



Sahip olduğu Kuran ahlakı, Allah’ın Kuran’da koyduğu emir ve yasaklara uygun yaşayan mümin kadına, güçlü ve sağlam bir kişilik kazandırır. "... Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz..." (Müminun Suresi, 71) ayetiyle haber verildiği gibi, Kuran ahlakının getirdiği 'şan ve şeref' nedeniyle, inanan kadının onurlu bir karakteri vardır. İnanan insanlar, toplumun ve ailelerinin telkinlerini kıstas olarak kabullenmez ve Allah’ın beğendiği mümin karakterini yaşarlar.



Yüce Allah ayrıca Kuran ile kadını ve kadın haklarını koruma altına almış, toplumda olması gereken saygın bir yer kazandırmıştır. Tüm bunlar Allah'ın kadınlar üzerindeki sonsuz rahmetidir.



Toplumda Kadın



Dinden uzak yaşayan toplumlarda ise, kadın ya da erkek her insana bebeklik çağından itibaren yapılan yüzlerce telkin vardır. Biçilen evlenip anne olma rolü gereğince, kız çocuklarının oyuncakları hep bebeklerdir. Büyüyüp genç kız olduğunda da artık evlenme çağının geldiği telkinleri başlar. Adaylarda yakışıklılık, iyi bir iş, ev ve araba sahibi olması gibi özellikler aranır.

Sonunda aranan özelliklerde bir genç bulunur. Genç kıza erkekte çekici gelen; görünüşü, arabası, kaliteli giyimi ya da yalnızca zengin olmasıdır. Kaçırılmayacak bir fırsattır bu ve genç kız yakınları tarafından da bu birlikteliğe adeta itilir. Erkek de acaba evi, arabası olmasaydı ya da fakir olsaydı onu beğenip beğenmeyeceğini düşünmez.

Aldıkları yanlış telkinler yüzünden, genç kızlar hep zengin ve yakışıklı birini aramaktadırlar. Kişinin karakteri, Allah’a bağlılığı, hiçbir şekilde önemsenmemektedir. Oysa Kuran’da gerçek üstünlüğün takva olduğu,"Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır…" (Hucurat Suresi, 13) ayetiyle haber verilmektedir. Söz ettiğimiz gibi, daha baştan yalanlar ve maddi çıkarlar üzerine kurulan evlilik, kadını da erkeği de mutsuz ve azap dolu bir yaşama sürüklemektedir.

Kuran ahlakından uzak toplumlardaki evliliklerin çoğu, eşlerin birbirine rol yaptığı, sahte sevgilerin yaşandığı eziyet veren beraberliklerdir. Bu eşlerin yaşadığı evler adeta bir tiyatro sahnesidir; kötü bir oyundur oynanan ve ikisinin de canı yanar, ancak bitmez, aynı şekilde sürer gider.

Oysa gerçek mutluluk; gerçek aşkı, yani Allah’ın güzel tecellisini eşinde aramak, samimi ve dürüst olmak, Allah’tan çok korkmak ve çok sevmektir. Bu, Allah’ın bir nimetidir ve yalnızca samimi inanan insanlara sunulur.

İman Eden Kadın

İnsanlar doğru sözlü kişiden hoşlanırlar. Doğru konuşmak, hem kadın hem erkek için çok etkileyicidir. İman eden kadını güzelleştiren aklı ve samimiyetidir. Samimi iman eden bir kadın çok etkileyicidir; gerçek sevgi, doğallık ve samimiyetin içinde saklıdır.

İnanan kadının bir özelliği de, kıskançlık ve rekabet gibi duygulardan arınmış olmasıdır. Erkeklerle bir eşitlik mücadelesini değil, 'hayırlarda yarış'ı benimser. Mümin kadın, Yüce Allah'a yakın olabilmek için, bu imani yarışta gücü yettiğince çaba harcar. Rabbimiz Kuran'da, kadın ya da erkek, her mümine şu özelliklere sahip olması gerektiğini bildirmektedir:

Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resulü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)

Kuran’da Söz Edilen Kadınlar

Rabbimiz Kuran’da, Hz. Meryem'i seçtiğini ve onu tüm kadınlara üstün kıldığını, "Hani melekler: 'Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı' demişti." (Al-i İmran Suresi, 42) ayetiyle bildirmektedir.

Hz. Meryem’e ,"Hani Melekler, dediler ki: 'Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır…" (Al-i İmran Suresi, 45) ayetiyle bildirildiği gibi Cebrail aracılığı ile Hz. İsa müjdelenmiştir.

Hz. Meryem, Allah'ın bir mucizesi olarak, insan eli değmeden hamile kalmış ve böylece Hz. İsa doğmuştur. Allah'ın yarattığı kadere içten boyun eğen Hz. Meryem, tüm iftiralara karşı Allah'a teslim olmuştur. "… 'Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın. Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi." (Meryem Suresi, 27-28) şeklindeki ağır sözlere rağmen insanların düşüncelerini önemsememiştir. Tevekkülünün ve sabrının karşılığı olarak Rabbimiz, Hz. İsa'yı beşikte konuşturmuş ve Hz. Meryem’i iftiralardan temizlemiştir.


Rabbimiz Kuran’da, Firavun'un karısının üstün ahlakını da örnek göstermektedir. Firavun, Mısır'da zalimliği ve halkına uyguladığı şiddetle tanınır. Karısı da, Firavun'un bu zorbalığına ve inkarına en yakın tanıktı. "... Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı." (Yunus Suresi, 83) ayetiyle bildirildiği gibi, erkek çocukları öldürüyor ve halka işkence yapıyordu.


Rabbimiz, Firavun'u uyarmak amacıyla Hz. Musa'yı göndermiştir. Ancak, "Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı..." (Yunus Suresi, 83) ayetiyle bildirildiği gibi, Hz. Musa'ya iman edenler çok az sayıdadır. İnsanlar Firavun'un zulmünden korktuklarından iman etmezken, Firavun’un karısı korkmamış, Allah’ın yakınlığını kazanmayı seçmiştir. Onun samimi imanı "... Hani demişti ki: "Rabbim bana Kendi Katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar." (Tahrim Suresi, 11) ayetiyle haber verilmektedir.


Kuran’da Hz.Musa’nın annesinden ve yaşadığı imtihandan da bahsedilir. Allah, Firavun’un zulmünden korumak için Hz. Musa’yı bir sandıkla nehre bırakmasını ona vahyetmiştir. Allah’a teslimiyetini kanıtlayan Hz. Musa’nın annesi, bu zor imtihandan sonra, Allah’ın vaadi sonucu çocuğuna kavuşmuştur:

Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler. (Kasas Suresi, 13)

Kuran’da Sebe Melikesinden de söz edilir. Onun kıssasında sanat ve estetiğin kadınları nasıl etkilediğini görürüz. Hz. Süleyman’ın muhteşem sarayındaki etkileyici cam zemini gördüğünde, Sebe Melikesinin, “…zaten biz Müslüman olmuştuk” (Neml Suresi, 42) şeklindeki sözlerinden bunu anlamaktayız.

Kuran’da eşindeki Allah aşkını, derin sevgiyi görmeyen kadınlardan da söz edilmektedir. Örneğin Hz.Nuh’un ve Hz.Lut’un eşleri iman etmemişlerdir. Onlar –Allah’ın dilemesiyle- şeytanın pisliklerini ve çirkinliği güzellik olarak görmüşlerdir.

Sonuç Olarak;

Mümin kadın, etrafına Allah aşkıyla baktığından her yerde Allah’ın tecellilerini görür. Bir çocuğa baktığında, yüreğinde şefkat ve merhamet duyguları oluşur. Mümin kadınların, din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda kadınlara yaşatılan sıkıntılardan ve eziyetlerden uzak bir yaşamları vardır. Allah'ın, "Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz." (Nahl Suresi, 97) ayetiyle mümin kadınlara ve mümin erkeklere vadettiği gibi, güzel bir yaşam sürerler. Ahirette alacakları karşılık ise –Allah’ın dilemesiyle- bitip tükenmeyecek rızıklarla dolu sonsuz mutluluk yurdu olacaktır.

Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler. Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. İşte hesap günü size va'dedilen budur. Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok. (Sad Suresi, 50-51-52-53-54)



Elif Alaca

Kullanıcı profilini gör http://www.elifalaca.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz